Klasik edebiyat söz konusu olduğunda insanların beğenenler ve beğenmeyenler olarak ikiye ayrıldığını biliyoruz.  Ben klasik edebiyatın oluşturulduğu dönemin şartları, koşulları ve atmosferi içinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünenlerdenim ve o atmosfer içine girebildiğim sürece beğenenlerdenim. Binaenaleyh, kesinlikle çağını yakalamış bir edebiyat olarak düşünmekteyim. Ayrıca ben günümüzde bir çok yazarın da meşhur olanıyla olmayanıyla, ödül alanıyla, almayanıyla, kitap sahibi olanlarından blog yazarlarına kadar birçoğunun çağını yakaladığını düşünüyorum. E o zaman sıkıntı nedir? Sıkıntı şurada ben eskinin, klasiğin tekrar tekrar revize edilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Mesela elinizde bir altın var ama 300 yıl öncesinden kalma bir altın. Bunu çağı geçti diye atar mısınız, yoksa değerlendirir misiniz? Tabi ki cevap belli. İşte eski edebiyat, divan edebiyatı, klasik edebiyat adına ne derseniz deyin atalarımızın çağını yakalamış olan o edebiyatını da değerlendirmek, revize etmek ve çağımıza dönüştürmek zorundayız. Bu bağlamda İhsan Oktay Anar’ın yazılarını, ebedi ürünlerini beğeniyorum. Mesela çalıştığım üniversitede bir edebiyat öğrencisinin “bakışlar ok iyi tamam anladık dediğine” şahit oldum. Bakışlar ok iyi tamam anladık da, onu günümüzde “iki dolu tabanca namlusu gibi olan gözlerini aşığının üzerine dikti” olarak revize edecek kabiliyete ve vizyona neden sahip değiliz.

Abdulkadir Kızıltaş

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s