Bu kadar gürültünün, bu kadar curcunanın içinde itibarsız, cılız bir sessen eğer, hakikati bilsen ne yazar, bilmesen ne yazar. Hakikat söylesen ne yazar, söylemesen ne yazar. Yani kardeş, ne kadar özgün olsan da ya da özgün olmaya çalışsan da ileride elinde boy boy çuval olan birileri seni o çuvallardan birine koymak için bekler. Bundan şikayet etmeye de hakkın yoktur. Kafana bir tokmak vurup seni içine koydukları çuvalla beraber kaldırıp suya atmadıkları için de teşekkür etmelisin. Bütün hayatını minnetle, şükranla ve tabii ki korkuyla yaşamalısın. Ne ise geç babam bunları, zaten ben de başka bir şeyden bahsedecektim. Saygı duyduğum insanlardan bahsedecektim. Benim asıl saygı duyduğum insanlar, ne olduğunun farkında olan insanlardır ya da kim olduğunun ya da olabileceklerinin, ihtimallerinin, hayallerinin, olasılıksızlıklarının farkında olanlardır. Öyle büyük dehalar, büyük komutanlar, büyük adamlar falan değildir benim saygı duyduğum insanlar. Bencilse bencil olduğunun, kıskançsa kıskanç olduğunun, ahlaksızsa ahlaksız olduğunun farkında olan kimselerdir asıl saygı duyduğum kimseler. Farkındalık bir insanın ulaşabileceği en büyük erdemdir. “Nefsini bilen Rabbini bilir” sözünden ne anlıyorsunuz bilmiyorum ama ben bunu anlıyorum.

Abdulkadir Kızıltaş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s