İçimdeki yazar artık günde birkaç dakika yüzünü göreceğim, sesini işiteceğim kadar yakınıma geliyor. Sonra birçok defa ne dediğini bile tam olarak anlamadan geldiği yöne, karanlığı ağaçlarının gölgesinden olan, derin ve sık bir ormana doğru  uzaklaşıyor. Her defasında ona söylemeyi kurduğum birçok şeyi söyleyemeden gidiyor. Artık her gün onun görüneceği pencerenin önünde oturup onu bekliyorum. Geldiğinde onu kaçırmak istemiyorum. Geldiği zamanlarda, onun da bana yetişmek ister gibi bir hali olduğunu görüyorum. Ona açtığım pencerenin sadece birkaç dakika görünebileceği ölçüde olduğunu seziyorum. Her gün o birkaç dakikaya yetişmeye, bana bir şeyler demeye çalışıyor. Vefalı ve iyi birine benziyor. Bir defasında bana  şöyle demişti: Tıpkı bir bilim kurgu filminde olduğu gibi, kendinden birkaç adım uzaklaşıp, kendini de görebileceğin bir pozisyona geldiğin anda artık iyi bir yazar olmaya başlamışsın demektir. Dur gitme! Benim de sana bir sözüm var. Umarım kendi içinde kalmayı başarabilirsin.

Abdulkadir Kızıltaş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s