Otuz yaşındayım ve hayatta sadece iki tür insan tanıdım kızım. Birinci tür insan, matruşka gibi olandır. İçini ne kadar açarsan aç, ne kadar derinine inersen in, hep aynı şeyle karşılaşırsın kızım. Gittikçe küçülen aynı şeyler. İkinci tür insan ise biraz daha farklıdır. Daha öngörülemezdir. Kapağına ürpermeden elini süremezsin, içinden ne çıkacağını hiçbir zaman bilemezsin. Tedirgin eder, heyecanlandırır, umut verir, merak uyandırır, batar, öfkelendirir, neşelendirir, altüst eder insanı bu tür. Baban bu ikinci türdendi kızım. İşte otuz yaş kızım, bu anlattığım ikinci tür olan benim gibilerin kapağının açıldığı yaş olur. Çoğu boş çıkar kızım, çoğu kötü kokar, çoğu korkunç bir şaka gibidir. Çoğunun kutusu içindekinden daha değerlidir. Çok azının içindekine paha biçilemez. Benim içimden sen çıktın kızım. İlk çıktığında değerini tam olarak kavrayamadım. Büyük bir şaşkınlık yaşadım seni ilk kucağıma aldığımda. (Bu dünyaya gözünü ilk açtığın dakikalarda benim kucağımdaydın.) Her geçen gün bende değerin artıyor. Daha şimdiden benden değerlisin kızım. Kutudan tek başına da çıkmadın sen kızım. Yanında babana birçok hediyelerle geldin. Aynanın karşısına geçip senden korkmuyorum demeyi öğrettin bana mesela. Kendimle yüzleşmeyi öğrettin. Kısacası kızım sen cehennemimi söndüren su, ateş denizlerimi kurutan mavi bir güneş oldun benim için. Şimdilik bir çölün ortasındayım. Ama çok sürmez yolumu bulurum kızım.

Abdulkadir Kızıltaş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s