Sınanmış ve cayır cayır yanan duyguların her zaman varlığını hissettiren yapısını çözmeye uğraştım bir süre.

Anladım ki kelimelere haksızlık ediyorduk. Kelimeler yetersiz falan değildi. Bundan daha büyük bir iftira, daha büyük bir hakaret olabilir miydi kelimelere?

Taş atıp da kolunu yormadan, artık her neresiyse, içine doğan zor bir duyguyu ifade etmekten yüksünen bir takım eşrafın ortaya attığı ve alayının da üstüne balıklama daldığı bir iftiradır kelimelerin yetersiz oluşu.

Kelimeler yetersizmiş! Yetersiz olan sensin. Senin iraden. Hayır efendim kelimeler gayet de yeterli! Her şey anlatılabilir, her şey ifade edilebilir. Yeter ki onu anlatabilecek cesaret ve samimiyet olabilsin insanda.

Siz mi? Size lafım yok efendim. Sizinle işim olmaz benim. Benim işim okuyan, düşünen insanlarla. Siz gidin para biriktirin, birbirinizi çekiştirin, iftira atın, dedikodu yapın, insanların ekmekleriyle oynayın, kulaktan dolma birkaç sözle koskoca hayatlar hakkında ahkam kesin, utanmayın, sıkılmayın, okumayın, düşünmeyin, hissetmeyin, antipati yapmayın, hayal kurmayın.

İyi ki dile dolanacak, uğraşılacak başka hayatlar var. Yoksa iyiden bir “hiç” gibi hissederdiniz kendinizi. Allah korusun, oturup kendinizi dinlemek zorunda kalır ve içinizde ne büyük bir boşluk, ne büyük bir sessizlik ve ne büyük bir karanlık taşıdığınızı fark ederdiniz.

Kendinizle yüzleşip de ne kadar boş insanlar olduğunuzu fark etmekten, böyle bir su-i akibetten muhafaza etsin Allah sizi.

Abdulkadir Kızıltaş

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s