Bir gün yazılarımı okuyan birisine, nasıl beğendin mi? demiştim. O da güzel ama sanki biraz “şey” demişti. Biraz “ney” dedim ben de. Sanki bir şeyler seni kısıtlıyor, yeterince özgür yazamıyorsun, bir şey var da çıkaramıyorsun, söyleyemiyorsun gibi hissettim demişti. Yazılarımda kendime sansür uyguluyordum sanki, başta kendimden olmak üzere herkesten, her şeyden biraz çekiniyordum, kendi kimliğimden, kimliklerden, otoritelerden, yakınlardan, uzaklardan, bilenlerden, bilmeyenlerden, edeplilerden, edepsizlerden, her şeyden çekiniyordum ve rahat değildim. Öyle miydi gerçekten? Bence değildi çünkü rahat yazdığımı düşünüyordum. Çoğunlukla benden beklenmeyecek şeyleri, belki gündelik hayatta ağzımdan çıkmayan şeyleri bile yazabiliyordum ben. Her şeyi yazabiliyordum. Öyle miydi?

Artık emin değilim. Sanki öyle… değil… Mesela bu blogta yazdığım her yazı, daha önce bir kağıda, deftere, akıllı telefonun notlar kısmına, şuraya, buraya kaydettiğim, canım istedikçe ve canımın istediği kadar aktardığım şeylerdi. Belki ilk defa “yaz” dedim ve aklımda hiçbir şey yokken, ya da ben öyle düşünüyorken klavyenin başına geçtim. Aklımda hiçbir şey olmadığını düşündüğüm bir sırada bakalım aklımda neler vardı? Bakalım durup dururken, hiçbir şey okumamışken, bir şeylerden ilham almadan zart diye yazabilecek miydim? Yazardım canım, niye yazamıyayım ki! Ne de olsa ben “samimi” bir insandım. “Samimi”yi “dürüst” manasında kullanıyordum. Sahi dürüst müydüm ben? Başta kendime dürüst müydüm? Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Zihnim bomboş. Parmaklarım düşünüyor beynimin yerine. Hiçbir şeyden tam olarak emin değilim. Belki yazılarımı sorduğum kişi bile sadece “biraz şey” demişti. Belki gerisini ben uyduruyordum. Belki de gerisini “o” “ben”im yerime uydurmuştu. Neyse “o”nu çıkaralım aradan, “ben” yazıyorum burada.

Bunları okuyan hangi insan yavrusu, bu adam “klasik Türk edebiyatı” (divan edebiyatı) üzerine doktora yapan bir akademisyen der ki? Kimse demez. Ben de bunu amaçlıyordum işte. Kimliğimden, kimliklerden sıyrılıp yazabilmeyi. Yoksa ben kimliksiz miydim? Haşa! Yazdıklarımda izleklerin, yazarın mesleği, meşrebi, her zamanki jargonu gibi şeylerin izinin sürülememesini istedim. Ben kendimden kaçmak, başka bir kendime varmak için yazıyordum. Okuyanların, “tüh tüh bak sen, bunları bu mu yazmış, çok ayıp?” diyebileceği şeyler yazmayı istedim. Kendime ve tüm insanlara ayıp etmenin peşindeydim.

Hiçbir zaman bütünüyle sahiplendiğim bir işim, fikrim, idealim, ülküm, hayalim, davam, hayat görüşüm, (cart curt adına her ne derseniz deyin) olmadı. Hiç bir zaman kendimi bütünüyle ait hissettiğim bir yer olmadı. Hiçbir zaman diğer birçok insanlar gibi bir şeylerle özdeşleşemedim, bütünleşemedim. Hep bi ayrıksı filizleniyordu, yarı sürülmüş, yarı sürülmemiş tarlalarımda. Benim için çizilen bütün çizgileri aşmak, üstüme biçilen bütün kumaşları cart diye yırtmak, beni tanımlamaya düşmüş bütün tanımları tanımsız bırakmak peşindeydim.

Siz isteseniz de istemeseniz de bir gün başaracaktım bunu!

Hayatta gerçekten istediğim tek şey, güneşin altında kefiyten ağnayan uyuz ve özgür bir eşek gibi, tepine tepine, ağnaya ağnaya, çifteler ata ata, toprakta debelene debelene yazılar yazmaktı. Yazarak aşmanın, topu sahanın dışına aşırtmanın peşindeydim. Kurallardan sıkıldım. Bir şey var biliyorum. Yazmam gereken bir şey. Belki binlerce sayfa yazdıktan sonra gün yüzüne çıkacak bir şey. O şeyin peşindeyim ben. Yazdıklarım gerçekten “biraz şey” olsun istiyorum. Çok mu şey istiyorum? Kimseden bir şey istemiyorum. Hayattan bile. Sadece bırakın da yazayım. İmkan verin, rahat bırakın da yazayım.  Önümde durmayın da yazayım. Sizi düşündüğünüz kadar da rezil etmem söz. Sizi o kadar da yerin dibine sokmam söz. Sizi insanlığınızdan utandırmam söz. Suratınıza tükürmem söz. Size ayna bile tutmam belki söz. Söz, söz, söz, bin kere söz. Tutmadığım bütün sözler aşkına “şevk ile bir dahi” söz.

Abdulkadir Kızıltaş

 

 

 

 

SANKİ BİRAZ “ŞEY” OLDU!” için 9 yorum

  1. Bir zamanlar sana güzel bir tarzın var diye mesaj atmıştım kardeş.Bunun gelişmesi ve oturması,okuduğun bölümle alakalı olduğunu sanırsın ama değildir,hep okuduk iş yazmaya gelince işte o bambaşka bir şey,yüz bin km’den sonra açılıyor insan inan bana.Sana da öyle olacak eminim,çok güzel şeyler başaracaksın seni mutlu edecek.Küçük notlar almayı unutma her zaman,benim yazmadaki sırrım bu.

    Liked by 1 kişi

  2. Tam bir iç dökme yazısı, keyifle okudum. Kendi yazımdaki şu cümleleri yorum olarak yazmak istedim:

    “(…) Konunun merkezinden saptım yine galiba..Ama bir dakika burası benim sayfam, istediğim gibi yazarım…
    Yazamazsın. Ne kadar özgür yazdığını zannetsen de içindeki sınırlardan, kısıtlamalardan, öğrenilmiş çaresizliklerden tam olarak kurtulamazsın.
    Kendi kendine konuşmak yetmedi, bir de kendi kendine yazmaya mı başladın?
    “Yazmak zaten münferit bir eylem değil midir albayım” yazacaktım, son anda vazgeçtim. Oğuz Atay’a öykünmeye mi çalışıyorum acaba ?(…)”

    Liked by 3 people

  3. “Bu hamur çok su götürür” cinsinden bir yazı.

    Yazınıza birkaç noktada karşı duruş koymak istiyorum:

    ·Yazmak için yazmak manasız olduğu kanaatindeyim. Bu yazabilme kabiliyetini göstermez. Evet, belki bir egzersiz, belki kelimelerimizin terbiyesi, belki üslubumuzun arayışı… Bunlar için faydalı olabilir. Lakin yazılacak “o şey”e hangi yazar böyle ulaşmıştır, bilmiyorum. Ayrıca her yazar, bir yazar olmaktan öte bir okurdur.

    ·Mesele radikal düşünce değildir. Mesele üretici düşüncedir. Yanlışı iddia eden, doğrusunu da söyleme sorumluluğu taşır ve bunun da üzerinde yanlışı düzeltme yöntemini de ileri sürmek zorundadır. Aksi halde bu radikal olmak değil, sıradanlaşmaktır. Ayrıksı ot/bitki çoktur, meyve vereni yoktur. (Bu son cümle berbat oldu ama fikrimi iletmeye yetti.)

    Liked by 1 kişi

  4. Aklından ne geçiyorsa “sanki hiçbir şey olmadı” gibisinden yaz geç. Sansürleri, tabuları, yalan ve gerçekleri, doğru ve yanlışı nasıl geliyorsa yaz geç. Sende o cesaret var. Karşındaki arkadaşın idrak edememiş. Sevgiyle kal kardeş. Güzel yazılarını bekliyorum Abdülkadir Kızıltaş.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s