30.12.17

Galiba tarih atsam daha iyi olacak. Çok kötü durumdayım. Ne zaman iyi durumda oldum ki?

“..olağan dehşetten kaynaklanan inlemeler..”

“..hayli makbule geçen bir sessizlik..” C. Y. D. Huxley

Kelimeler bitti. Sadece yaşıyorum. Olup bitenler, belirsizlik ve endişe… duygularımı… yazamıyorum! Dehşete kapıldım, kapıl bana hayatını berbat et! Korku ve endişeden başka, belirsiz kaygılardan başka bir şey hissetmiyorum. Gelecekte bir gün bu yazdıklarımı okuyup da kendime acırım umarım. Çünkü kişi ancak kendisinden daha kötü durumda olduğunu düşündüğü kişilere acır.

            Olup biten şeyler çok ağır gelmeye başladı. Bu sürünceme… küfür edesim geliyor, “şüşşş” çok ayıp diyorlar. Umudumu değerinin çok çok altında bozdurdum. O da bitti. Bozdurup harcayacak hiçbir şeyim kalmadı. Biyografik yazılar yazıp tükenen basit bir yazar değilim ben. Yazar bile değilim ben. Kitaplarım yok benim. Tükendim. Gerçekten tükendim. Tükenmeden önceki hallerim bile tükendi. Zoraki yazıyorum.

30.12.17

            Para eden aşklar mezbelesinde beş kuruş etmeyen platonik bir sevda masalı anlattım. Dosya mı birkaç yayın evine gönderdim. Bakalım ne olacak? Yok canım neden geri çevirsinler ki? Biz de insan değil miyiz? Bizim de yazar olmaya hakkımız yok mu?

31.12.17

            Ermiş, varmış, olmuş olmak istiyorum. A tamam ben bu oyunu biliyorum demek istiyorum. Sakin olmak istiyorum. Öfkeleneceksem öfkelendiğime değsin istiyorum. Bir çeşit evliya olmak istiyorum. Kül yutmamak istiyorum. Müzahrefat yememek istiyorum. Kanmamak istiyorum. Kandırmamak istiyorum.

            Çocuklarının büyük bir sabırsızlıkla büyümeyi beklediği ülkeler üçüncü dünya ülkeleridir. Çocuk olmanın lüzumsuz bir şey olduğunu düşünen yetişkinlerin olduğu ülkeler üçüncü dünya ülkeleridir. Büyüklerinin inatla çocuk olmayı özlediği ülkeler birinci dünya ülkeleridir. Benim siyasi görüşüm işte böyle.

            Madem tarih de atıp duruyoruz. Günlük gibi bir şey olsun o zaman bu. “Tehlikeli Oyunlar”ı okuyorum şimdi. “Tutunamayanlar”ı ve “Bir Bilim Adamının Romanı”nı okumuştum daha önce. “Tutunamayanlar”ı üç kere kuşatmış dördüncüsünde ele geçirmiştim. Üçüncü kuşatmamda son elli sayfa kaldığı halde yenik düşmüştüm. Her kuşatmada kitaba baştan başladım. Dördüncü kuşatmamda baştan sona okumayı başardım.

Otuz bir yaşındayım ve “Tehlikeli Oyunlar”ı yeni okuyorum. Sizin gibi doğuştan-çocukluktan-ilkokuldan-bilemedinliseden beridir entelektüel değilim. Yaşım otuz bir olmuş belli başlı kitapları yeni yeni okuyorum. Huxley’in bazı kitaplarını da yeni okuyorum. “Ses Sese Karşı”yı bitirdim geçen, şimdilerde elimde “Cesur Yeni Dünya” var. Orhan Pamuklar, Tanpınarlar, Safa’lar, (Peyami, nedense Pamuklar, Tanpınarlar deyince sorun olmadı da Safalar deyince bir belirsizlik oldu) Aliler (Sabahattin), yabancılarıdan Tolstoylar, Dostoyevskiler, Gorkiler, Proustlar, (gururla yedi ciltlik dev serisini okuduğumu belirtebilirim) Celineler, Canettiler falan okudum işte daha önce. Elimde ne zaman kült bir eser görseler bu kitapları rahmı maderlerinde okumuşlar gibi davranıp beni tahrik, tahriş ve tariz eden bir takım eşhasın şerrinden muhafaza olmak için kitaplarımı mümkünse gözlerden uzak okumayı tercih ediyorum. Yine de iş yerimdeki odama girip a “Suç ve Ceza”yı mı okuyorsun, ben bunu ilkokulda okumuştum diyen işgüzarlar (bu kelimenin tam olarak ne manaya geldiğini her zaman unuturdum) da olmuyor değil.

            Ahir zamanda oyunlar daha bir tehlikeli ve bu zamanların oyunlarında “kim kazandı?” dan çok “kim kaybetti?” sorusu revaçta. Hadi tehlikeli bir oyun oynayalım. Kimin kaybettiğinin bir önemi yok, önemli olan dostluk. Dostluk savaşlarında kimin kaybettiğinin önemi yoktur. Ne söylüyorsun sen arkadaş, derhal terk et bu sayfayı.

            Hadi bir günlük yazalım. Bakalım ne olacak? Ne olacaksa olsun da, maksat iş olsun. Soru da mı sormayalım? Bak ne güzel, neredeyse yeni yıla denk geldi bu günlük yazma merakım. Yeni yıla günlük yazarak giriyorum. Bence sağlam giriyorum. Seneye görüşürüz esprisi bile yaparım istesem. Yapanlardan ne eksiğim var.

Yayıncı ağabeylere 2018 yılı başından te sonuna kadar, istisnasız her gün yazdığım yazılardan oluşan bir günlük yollayacağım. (Vallahi şu dak[i]kaya kadar böyle bir niyetim yoktu.)  2017 yılının son birkaç günü de bonus olsun. Seneye görüşürüz!

1.01.18

İyi seneler! Ne yiyorsak onu kusuyoruz. Yeni bir şey yok mu? Vardır muhakkak. Yeni yılda ne yediğine, sana ne yedirdiklerine bağlı.

Gelecek denen şey, geçmiş zaman hayallerinin bir takım ileri gelen hergeleler tarafından kompoze edilmiş hallerinden başka bir şey değildir. Laf da laf ha! İsterseniz samimi olabiliriz. Ama sadece kağıt üstünde, lafta yani.

Alışverişe, temasa, görüşe, sese dayalı bir samimiyeti kaldıracak durumda değilim. Kusuruma bakmazsınız.

Kusura bakmayın ağzım yandı bir kere, insanları üfleyerek içiyorum. Pesimist, bedbin (laflara bak ya, karamsar desem canım çıkaracak sanki) olmaya mahal yok. Öyle her denileni olmuyoruz canım. Ama etkileniyoruz işte.

Yeni yıla ben de hemen herkes gibi büyük ikramiye bana çıksa ne yaparım diye düşünerek girdim. Bu sene büyük ikramiye 61 milyonmuş ve çeyrek bilete çıkmış. 15 milyon 250 bin tl alacak garibim. Büyük kayıp. Bana bir şey çıkmadı. Çünkü bilet almadım. Hayatım boyunca hiç piyango bileti almadım ben. Ama her zaman büyük ikramiye, orta ikramiye bazen de amorti falan hayalleri kurdum. Bilet alanlardan tek farkım benim hayallerime para ödememiş olmamdı. Piyangoya para verenlere lafım yok, haşa. Haram helal mevzuları da neyimde değil inanın bu mevzuda. Ben, işte, hiç bilet almadım ve hep büyük ikramiyenin bana çıkmasını hayal ettim hepsi bu. Millet olarak her lafı bir yere çekmeye hevesli olduğumuz için, milletten ricam benim lafımı oraya buraya çekmeyin lütfen. Bırakın birileri de apolitik eşekler gibi anırsın, ağnasın, tepinsin, oynasın, çok mu allasen? “Nikneymim “apolitik eşek” olabilir bak. Bunu beğendim. Yazı da böyle işte, oturup yazmasam çıkmayacak böyle bir şey bak. Apolitik bir eşek olmak isteğimi zihnimin karanlık bir köşesinden tutup aydınlığa çıkaramayacağım yazmasam.

Apolitik olunamayacağını biliyorum beyler, ayranınız kabarmasın hemen! Toplumu ilgilendiren bir olayın, tek tek her bireyi de ilgilendirdiğini, hatta bizatihi etkilediğini de biliyorum. Siz orada osursanız, kokusundan biz burada duramıyoruz, onu da biliyoruz. Toplu olarak oynadığınız kumarların faturasını, tek tek her birimize kesip evimize postalıyorsunuz onu da biliyoruz. Yeni nesil zehir gibi millet, her boku biliyor. Kimse bize kül yuttaramaz, kimse bize müzahrefat (bok) yediremez millet. Yeter ki trenimizi kimse elimizden almasın, yeter ki bizden bağımsız olarak seyreden bir şeyin seyrini bizden almasınlar. Seyirlik bir zevkimiz var altı üstü. Kumandamızı elimizden almasınlar yeter ki. Kumanda bizim elimizde olsun da, isterlerse topumuzu şebek etsin, oynatsınlar gam değil. Bak hele bak laflara bak! Neler de yumurtluyorum bak sen allasen!

Yeniden herkese iyi seneler!

A.Kızıltaş

Reklamlar

BİRKAÇ GÜNLÜK BİR GÜNLÜK (ISITIP YERSİNİZ)” için bir yorum

  1. “Tutunamayanlar’ı kuşatıp alamama” (ben 1. kuşatmadayım) ve “umudu değerinin altına bozdurma” benzetmeleri takdire şayan. Apolitik eşek kavramı da ayrıca güzel.
    Okumadığım klasikler buradan tüm kitap evlerine yol olur. (ben de bu sıkıntımdan Duvar Yazıları adlı yazımda bahsetmiştim)
    Çok sevdiğim okuma alışkanlığımı muhafaza edemedim, fakat tekrardan kazanmayı umuyorum.
    Özetle; yazıyı epey beğendim. Tebrikler, iyi seneler.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s