Herkesin küçük bir dokunuşa ve yoruma ihtiyacı vardır. Mesela hayatta en sevmediğim tatlı, kabak tatlısı olmakla birlikte üzeri biraz tahin ve cevizle süslenince, en sevdiğim tatlıya dönüşür. Tıpkı bunun gibi, hüzün ve sevinçleriyle, üç aşağı beş yukarı aynı minval üzere olan sıradan hayatlarımızın, sıra dışı birer hikayeye dönüşmesi de ancak yorumla mümkündür. Üstelik dünya sayısız yorumla dizayn edilmiştir. Fakat insan, kendi yorumunu bulmak üzere yorumsuz yaratılmıştır. Kendi üslubunu ve yorumunu bulamayan her insan, yaşadığı hayat ona ne kadar olağanüstü ve üstün gelse de, nihayetinde sevimsiz görünmekten kurtulamayacaktır. Daha korkuncu, yorumsuz hayatlar kaybolmaya mahkumdur. Belki de bu yüzden yaşam, oldukça uzun bir kompozisyon sınavı gibi gözükür gözüme. Hadi bakalım gördüklerini ve duyduklarını yorumla denmiştir sanki. İstediğin kadar uzun yazabilirsin. Fakat burada önemli olan, klasik kompozisyon sınavlarının aksine, bütün bu yazdıklarını damıtıp, süzüp, güneşte kurutup, ayazda soğutup kendi serlevhan olacak cümleni bulmandır. Bu yönüyle bence yaşam, tersine işleyen bir kompozisyon sınavıdır.

Abdulkadir Kızıltaş

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s