Kurgudur efendim. Kişiler kurgu, duygular kurgu, düşünceler kurgunun da kurgusudur..

Belki herkes kadar mutsuz ve yine belki -olur mu olur- bazı herkes kadar gerçeklikle hoşnutsuz bir hayalperesttim. Öyleyken zamanla ve gerçeklikle olan bağım iyiden iyiye kopmaya başladı. Kâle almamaya başladım hani onları. Tuttum başkaları için gerçek olmayan bir takım dünyalar kurdum üstüne üstlük. Belki de o dünyalar her an kurulup durdu içimde. Zaten hayaller başkalarının gerçekliğinin bitip sizinkinin başladığı yerde yeşermez miydi? Yok ama, öyle olmadı. İlla mutsuz olunacak a, artık rüyalarımda mutsuzum bu defa. Hayallerimde huzursuzum. Gerçeği beni mutsuz edemeyecek kadar soyutlayan zihnim… Eeeh! Başlarım ben böyle işe!
Bütün varlığım onun yokluğuyla doluydu işte.
Her yerde onun yokluğunu hissediyordum
Hayattan tat almıyordum onun yüzünden..
Oturduğum yerde onun yokluğu batıyordu kıçıma, içtiğim yediğim her şey onun yokluğu olup çöküyordu mideme, yürüdüğüm her sokakta onun yokluğuyla karşılaşıyordum, başımı her yıkadığımda onun yokluğu dökülüyordu avuçlarıma. Onun yokluğunu avuçlayıp avuçlayıp sürüyordum derime. Her geçen gün onun varlığından soyutlanıp duruyordum böylece. Mecnun’dan fazla olan bendeki soyutlama kabiliyetine sövüştürüyordum bir de. Dudakları dişler arasına alıp küçük ısırışlarla varlığını kanatmak dururken sevgilinin, tutup da, belki tutamayıp da, kavuşamayıp da hani, varıp kavurucu sıcaklarda dimağının şirazesini koparıp atmak, sevgiliyi havaya savurup suya katmak, sonra onu görse bile tanımamak da neydi? diyordum sözümona kendime. Mecnun’a karşı Neyzen Tevfik ne hissediyorsa ben de aynını, belki bir kirtik fazlasını hissediyordum yer yer, ve evet, utanıp sıkılmadan işte. Hatta o neyi tutup hem Mecnun’un hem benim kaidelerimizin orta yerine patlatmak, kafalarımızda paralamak istiyordum bazı.
Bütün bunlar olup biterken, ironi yapıyorum işte, bir şey olup bitmezken yani, yok, bir şey olmadan olup bitiyorken her şey, zıkkımken, püsürken bazı diğer her şeyler… İşte ben, sevgilinin güne başlamasını, doğar doğmaz bir kere daha yok olmasını bekliyordum içimde. Tertemiz duygular içinde… artık ne kadar mümkün oluyorduysa, öyle.
Saat beşe beş vardı…

KADİR KIZILTAŞ

Reklamlar

ONUN YOKLUĞU” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s