Üçler, yediler kırklar..

Sahiden öyle midir? Eski şairlerimizin, ozanlarımızın dediği gibi hava onlar üzgün olduğu için mi bozuktur. Sevgili şöyle bir göründü diye mi güneş açmış, pırıl pırıl bir güne uyanmıştır insanlar. Öyle tuhafım ki, sizin gerçeklik dediğiniz şey bana o kadar batıyor ki, bir fırsatını bulsam handiyse inanacağım vallahi. Düşünsenize şöyle bir dünyadayım. Moralim bozuk yürüyorum, hava da bozdu. Benden olmasın sakın? Hem benimle hiçbir alakası yoksa havaların, benimle ilgilenmiyorsa havalar, sıcağından, soğuğundan bana ne! Ben niye onunla ilgileneyim. Mevsimsiz de yaşayamaz mı insan? Her mevsim sen olursun olur biter.  Gülersin güneş açar, ağlarsın bulutlar toplanır yağmur yağar, kızarsın şimşekler çakar tepeme, küsersin bana her yer buz olur donar yüreğimde. Dedim ya sizin gerçeklik dediğiniz, dünyam diye bağrınıza bastığınız, benimsediğiniz şeyler bana çok batıyor. Fırsatını bulsam adımı deliye gtümü çalıya koyarım. Çıkar giderim aranızdan üçlere, yedilere, kırklara karışırım vallahi..

Abdulkadir Kızıltaş

Reklamlar

Bir delinin gözleri

Bakın orada bir adam var. İçinizde bir yerlerde. Size bakıp duruyor. “Az gelişmiş aşklar ülkesi” mültecilerinin, duygu fakiri yozların, anlayıştan uzak şımarık çirozların  aşağıladığı, küçümsediği bir adam bu. Gülüşünde büyük bir samimiyetsizlik ve iticilik, ne bileyim, nasıl desem alaylı bir yapmacıklık varmış bu adamın. Ama çevresindekiler alışmış bu duruma. Hep böyle gülermiş zaten. Ben gördüm bu adamı. Gözlerinin taa içine baktım. He he he.. diye “samimiyetsizce” gülerek açılan ağzını görmemeye çalıştım. Sadece gözlerinin içine baktım. Bir delinin gözlerindeki nemi, hikmetli buğuyu ve delice içtenliği nerede görsem tanırım. Ağzının ise tam tersi, alaylı ve yapmacıklı olmasına hiç aldırış etmem. Hikmetli bir deliyi nerede görsem, karşısında hürmetle ve muhabbetle kalakalırım. Gözlerinin anlatığı şeyleri o küçük, şahsiyetsiz defterime not alırım. İşte ben, çok şey öğrendim bu hikmetli ve deli adamdan. Sizlerle de paylaşacağım öğrendiklerimi, zamanı gelince.. O çok kafaya taktığınız  alaycı, yapmacık gülüşlere gelince, bazı insanlar gülmeyi, mutlu olmayı bilmezler, yapamazlar. Bilinç altlarında öyle büyük sarsıntılar vardır ki, isteseler de yapamazlar. Ağızlarının gülmeye alışkın olmadığı her halinden bellidir, bayağıdır gülerken ağızları tamam. Bunu bilmelerine rağmen, yapamamalarına rağmen, gülmekten vazgeçmezler. Bence bu delice ve yüce bir meziyet. Size gelince, tamam hadi o deli, ya siz! Samimiyetin gözlerden başka bir yerde bulunmadığını anlamayacak kadar mı körleştiniz, o kadar mı kendinizden uzaklaştınız..

Abdulkadir Kızıltaş