Dönüşüm

Çok fazla yürüdüm düşünerek. Önce ayağım kırıldı yürüyemedim bir süre. İyileştikten sonra eskisi gibi yürüme isteği kalmamıştı içimde. Ağır aksak yürümek hoşuma gitmiyordu çünkü. Ben de sadece düşünmeye başladım. Sonra kafam kırıldı. Zihnimin içinde tertemiz bir boşluk oldu. Düşünmek de istemedim sonra. Elime kalemi aldım sadece. Kalem ne dediyse onu yazdım. Pozisyonumu hiç bozmadan bir poz verdim hayata ve şimdi o pozu yazıya döküyorum. Sonuna bir ek alınca yumuşayan o malum sessiz harfler gibiyim. O sarp yama“ç”lar artık yama“c”ında dolaşmaktan vazgeçtiğim yerler olmaya başladı. Ben geri dönmek istiyordum. Bütün sevdiklerimle, ailemle bir arada olmak istiyordum. Endişelerin beni kontrol etmesine müsaade etmeyecek sadece bir arada olmayı ve sağlık dilemeyi tercih edecek kadar gelişmiş bir beyne sahip olacaktım. Dönüşüyorum. Dönüşerek yok oluyorum. Yok olarak yeniden doğuyorum. Tek kazanımım beynimin içinde her geçen gün sayısı artan kıvrımlar oldu. O kıvrımlar, hepinizi, içinde bulunduklarınızla beraber yutmaya yetecekti. Unutkanlığımın, boş vermişliğimin altındaki deham herkese yetecekti.

Anlamak istiyordum. Tıpkı bir esinti gibi, her şeyin üstünden hafifçe esmek ve usul usul kalkan, uçuşan yaprakların altındaki ıslak toprakta aslında neler gizlendiğini görmek istiyordum. Hafif bir rüzgar gibi nazikçe değmek ve anlamak istiyordum her şeyi. Odada sessizce otururken kitaplığa ilişti gözüm.

Abdulkadir Kızıltaş

Reklamlar